| Keder veren stres toplari
Son yillarda seri üretime geçmis bikkin bir emektar portresi çizen Robert De Niro, vasatliga bizzat isyan etmeye basladi.
Robert De Niro'nun film seçimleri ve performanslarindan yana seyirci mizmizlanmalari yeni sayilmaz ve evet, kendisinin bize bir borcu katiyen yoktur ama kariyeri bizi ilgilendirir.(Bugüne kadar onca alaka göstermisiz...)
Asagi yukari Anlat Bakalim'dan (1999) bu yana, De Niro 'en sevdiginiz oyuncu' listelerinin en sikici ve geçmis için degilse bile su gün için manasini en hizli biçimde yitirmekte olan gediklisi. Hollywood'un A sinifina yerlesmis ve orada uzun zaman geçirmis çogu oyuncu gibi, De Niro da ister istemez bir süre önce kendi kendisinin taklidi kivamina ulasti. Dudaklari asagi bükülmüs, tahammülü sinira dayanmis bir De Niro parodisini oynayip durdugu, kimsenin gözünden kaçmiyor. Zira 'reklamlarda perde yikayan, peruk takan, elbise giyen Kadir Inanir' frekansini yakalamak üzere. Bunda yapimcilarin oyunculara israrla 'garanti' rolleri biçmelerinin mühim bir katkisi var elbet. Sistem, bukalemunluguyla meshur olanlari bile tek bir tipe sikistiriveriyor ne de olsa. Fakat bir maç kaybetti diye topyekün 'tukaka' edilen futbol antrenörü muamelesi De Niro'ya reva degilse de, aktörün vasat film/ezbere performans hanesi biraz fazlaca dolmadi mi?.. Showtime, Hide and Seek derken, hanede kalabalik artmakta.
Fazlaca dolmasini bir kenara birakalim, görünen o ki, artik kendisi de rahatsizlik sinyalleri vermeye basladi. Yoksa dilerse Michael Dudikoff'la B sinifi TV polisiyelerinde oynasin, cani sag olsun... Bardagi tasiran film, haftanin isyan ettiricisi, gisede de cezasini bulmus Tanridan Gelen. De Niro bulasmis bulundugu bu projeden kabul edilebilir sinirlari asan derecede kötü bir sonuç çikinca, siyrilmaya çalisti. Tanridan Gelen'le baglantili olarak adinin kullanilmasini mümkün oldugunca engellemeye gayret etti. Tabii Tanridan Gelen gibi ilkel bir gerilimin içinde, karakter unsuru/ucuz metafor niyetine kendimizi stres topu çevirirken seyretsek, muhtemelen biz de ayni seyi yapardik. Sirada ne var? Kucaginda kedi oksayan kötü adam mi? Belki de sirada gerçekten de Kurtlar Vadisi vardir. Su an itibariyle, dizinin açilis jeneriginde sponsor olarak görünen esnaf logolarinin ardindan, kötü fontlarla dev gibi yazilmis Robert De Niro ismini hayal etmek kolaylasmaya basladi.
Aslina bakilirsa, usta yildiz oyuncularin bir yastan sonra yukari degil, asagi meyleden filmlerle vakit geçirip, ancak kismetse dolgun rolleri bulur hale gelmesi, siradan sayilabilecek bir vaka. Ve bu arada farkinda degiliz ama, De Niro 60'li yaslara kaydini çoktan yaptirdi. Ne var ki saglam bir yapim sirketine (TriBeCa) sahip, gayet hip bir film festivalini (yine Tribeca) daha birkaç yil önce kurmus olan ve efsanesi son baktigimizda her seye ragmen hâlâ süren bir aktöre göre, keder verici safhada bir 'bikkin emektar' portresi çiziyor. Sanki emekliye ayrilmak istiyor da, birileri zorla ise kosuyor De Niro'yu. Mafyaya borcu oldugundan süphelenen arkadaslar bile var. Mark Hamill, Malcolm MacDowell gibi 'bir zamanlar birkaç iyi filmde oynamis' aktörlerin adini video oyunlarinda falan görmeye alistik da, Robert De Niro'nun her tasin altindan çikmasi fikrine henüz kimse yeterince hazir olmayabilir.
De Niro simdilerde, 2006'da gösterime girmesi planlanan The Good Shepherd'la mesgul. Bizzat yönetecegi filmde, basrollerden biri de onun olacak ve film, CIA'in öyküsünü anlatacak. The Good Shepherd, nicedir gönlünde yatan aslanmis. Bu proje, De Niro'nun sinemaciligi elinin tersiyle, seri üretim bandinda yapmaya basladigi izlenimini dagitmaya aday görünüyor. Ama bakalim 'kiminle konustugumuzu' hatirlayabilecek miyiz?
|