"Caza ilgi artmadi resmen patladi"

Onuncu albümünü piyasaya çikan Kerem Görsev "Türkiye'de caza ilgi artmadi, resmen patladi gidiyor" diyor.

Türkiye'nin en iyi caz piyanistlerinden Kerem Görsev'in sekiz parçadan olusan onuncu albümü 'Orange Juice' geçtigimiz hafta piyasaya çikti. Iki ay önce kaybettigimiz Kenan Onuk'un anisina ithaf edilen albümde Görsev'e davulda Cengiz Baysal, kontrbasta Volkan Hürsever eslik ediyor. Görsev de zaten bu aralar 'trio' çalmaktan hoslandigini anlatiyor: "Kontrbas, piyano ve davul. Son iki-üç yildir tahta enstrümanlarla ugrasmaktan çok zevk aliyorum. Çünkü tahta enstrümanlar agaç yani ekilmis bir canli."

Albümünüze 'Orange Juice' (portakal suyu) ismini vermenizin sebebi ne?
Sabahleyin küçük bir bardak portakal suyunu soguk bir sekilde içtiginiz zaman o daha bogazinizdan asagi inerken size bir enerji verir. Gözleriniz parildar ve güne iyi baslarsiniz. Yüksek dozda C vitaminidir, hastaliklara karsi korur. Yani çok güzel bir seydir.

'Meeting Point', 'Existence', 'I Love May'... Albümlerinize niçin hep Ingilizce isimler veriyorsunuz?
Albümlerim yurtdisinda da satiliyor. Dagilmasa bile caz müzigi evrenseldir. Müzigimi Kars'tan Edirne'ye kadar yapmiyorum ki. Zorluyorum sansimi dünya platformunda neler yapabilirim diye. Örnegin 1994'te çikan ilk albümümün ismi 'Hands and Lips'ti. 'Eller ve Dudaklar' koysaydim ismini, fantezi albümü gibi olurdu. Oysa o ismin esin kaynagi o yil caz festivaline gelen piyanist Eliane Elias'in elleri ve Toots Thielemans'in dudaklariydi.

'Name of Love' adli parçayi kiziniz Nisan için bestelemissiniz. Diger bestelerin öyküleri, esin kaynaklari neler?
'Existence' albümünü de Nisan'a yapmistim. Bu albümdeki 'Serenity', Istanbul Caz Festivali'nde yer alan bir filmdeki bir sahneyi anlatiyor. 'Sunday' ise pazar gününün rehavetini... Kalkarsiniz, kahvalti edersiniz, gazete okur, maçlari seyredersiniz. Ben de izlerim ama sesini kapatir, caz veya klasik müzik dinlerim çünkü yorumlardan hoslanmiyorum. Maçlardan sonra Kenan Onuk'u arardim. 'Sunday' de ona ithaf edilmistir zaten. 'Respect'i anneme ve bütün annelere yazdim. Gençler annelere saygisiz davraniyor. Ben de gençligimde üzdüm onlari, bu parça günah çikartma gibi. 'Yellow'u ölen kanaryama yazdim.

Kenan Onuk'la nasil bir iliskiniz vardi?
Kenan Onuk'u 90'li yillardan beri tanirim. Evine gitseniz 5 bin tane caz CD'si vardir. Sabah gazetesinde yazi yazar, insanlari konserlere yönlendirirdi. Konserleri izleyip iyi bir kritigini yapardi. Su anda konser kritigi yazan kim var? Kenan Onuk kitlelere yol veren bir gazeteciydi, sundugu futbol programindaki dinginligiyle fanatizmi yok eden güleç bir insandi. Çok yakin arkadasimdi. Birlikte konserlere giderdik. Onu çok özlüyorum. Çok düzgün, haysiyetli, serefli bir insandi. Bir önceki albümümün içini de Kenan Onuk yazmisti. Bu albümü yapacagimi da biliyordu ama dinlemek nasip olmadi. Ben de ismini yasatmak için albümü ona ithaf ettim.

Evinizde iki tane piyano var. Çalismalarinizi burada mi yapiyorsunuz?
Bundan daha güzel yer yok ki. Burada yapiyoruz provalarimizi, müzik dinliyoruz, portakal sularimizi içiyoruz. Müzigi konusuyoruz. Çünkü müzik nota çalmak degildir. Asker gibi, çok disiplinli olmaz. Müziklerin hikayelerini konusmak, anlatmak lazim. Bu da interplay, yani iç içe çalinmis bir albüm. Yakin çalmanin avantajlari vardir. Birbirinizi iyi duyar, hissedersiniz ve herkesin sololari demokratik, esit olur.

Anlatim çok mu önemlidir müzikte?
Evet. Nasil okunabilir bir kitap sizi alir götürürse, müzik de öyle olmalidir. Müzik bir hayal kurdurma mekanizmasidir. Eger benim müzigimle hayal kurabiliyorsaniz, o müzik basarili müziktir. Hayal kurduran müzik basit müzik derler ama basit müzik kolay degildir. Iddiayla, zorlamayla olmaz bu isler. Neye inaniyorsaniz onu yapmak sorundasiniz. Moda su, moda bu diye is yaparsaniz samimiyetsiz olursunuz.

Siz de modayi pek takip etmiyorsunuz...
Evet. Hayatimda modayi takip eden bir is yapmadim. 10 albümdür geleneksel caz sound'lari içinde kaldim. Elektronik bir alet kullanmadim çünkü bana samimi gelmiyor. Hep kontrbas, piyano, davul, nefesli sazlar ve canli kayittan yanayim.

Sirada ne gibi projeler var?
Konserlerim var öncelikle. 'Orange Juice'la hücrelerim doldu. Yeni bir albüm yaziyorum. 2007'nin ocak ayinda Amerika'da kaydedecegim. Ismi 'No Shave, No Kiss'. Bir de kasimda Ortaköy'de yapilan Raddison Oteli'nin içine kendi kulübümüzü açiyoruz; Istanbul Jazz Center. Çok büyük bir mekan oluyor, tavan 4.5 metre yüksekliginde. Dünyanin en önemli sanatçilarini getirecegiz. Türk sanatçilar da çalacak tabii. Ben de ilk baslarda 'Orange Juice'u çalacagim. New York'taki caz kulüpleri bile yaninda sönük kalacak.

Türkiye'de caz müzigine ilgi artisini nasil degerlendiriyorsunuz?
Artma diye bir sey yok, patladi gidiyor resmen. Müritleri var cazin. Üniversite ögrencileri çok caz dinliyor. Istanbul Kültür Sanat Vakfi'nin Caz Festivali 11 yildir yapiliyor. Bunu kalben söylüyorum ki Allah Nejat Eczacibasi'ndan razi olsun. Türkiye'nin kaderini degistiren bir vakif kurdu. Festival kavramini Türkiye'ye tanitti. Istanbul'u bu anlamda baskent yapti. Uluslararasi
Caz Festivali dünyanin en önemli caz etkinliklerinden biri ve belki bes-on yil sonra dünyanin amiral gemisi olacak. Bienali var, klasik müzigi var, tiyatrolari var. Hatirliyorum, yillar evvel dünya starlarini davet ederlerdi festivale ama onlar burunlarindan kil aldirmazdi. Simdi bakiyorsunuz, dünyanin bütün müzisyenleri burada çalmak için can atiyor. Demo CD'leri, CV'leri yigili masalarin üzerinde. Bu gelisimi, ciddiyeti gösteriyor.

Kimleri dinliyor, begeniyorsunuz?
Tavirsiz olanlari begeniyorum. Tavirsiz insan iyi insandir, komplekssiz müzisyen her zaman iyi müzisyendir. Kimseyle itisip kakismayan bir sahsiyet olmaniz gerek. Bir seyi yapip "Ben bunu yaptim, ben sunu yaptim"a gerek yok. Hayatta daima geri planda olmak çok güzel bir sey.